Bizde Toplum Sözleşmesi Var mı?

Jean-Jacques Rousseau'ya göre; insan doğuştan iyidir ama, toplum tarafından asıl doğasından uzaklaştırılmış ve doğal özgürlüğünü yitirmiş bir konumdadır.

Siyaset biliminde ise hedef insandır. Siyaset, insanların kendi fikirleriyle oluşturdukları ve bunu bir toplum sözleşmesi haline getirmek için uğraştıkları bilim dalıdır. Parti örgütleri ülkemizde bu amacından çok uzaklar ama, siyaset bilimi böyle diyor. Parti örgütleri gör görenden duy duyandan misali, aynı şeyleri yapmaya devam ediyorlar.

İyi Parti yeni kuruldu. Örgütleri çok yeni, sürekli gelenler gidenler var, daha tam bir örgüt yapısına ulaşmış değiller. Meral Akşener daha en baştan, "merkez partisi olacağız" demişti ama, eski bir ülkücü Koray Aydın'ı teşkilatları kurma görevinin başına getirince, bu iddiası havada kaldı. Nitekim il yönetim kadroları da tüm yurtta ülkücü ağırlıklı oldu. CHP ise, oldukça eski bir örgüt yapısına sahip. Eski ama işlevsiz bir örgütü var, o yüzden de genelde ve ilimizde, uzun yıllar ana muhalefet partisi olmaktan kurtulamıyor. Gazetelerde CHP İzmit SKM'yi görünce nedense aklıma bunlar geldi. Bundan önceki seçimleri konuşmanın faydası yok ama, önümüzdeki Mart 2019 yerel seçimleri için, SKM ve örgüt çalışmaları çok önemli. AKP kadın kolları, her eve baklava ve kahve götürerek, kapı kapı dolaşarak seçime hazırlanıyor. İktidarın bu kadar yıprandığı bu kriz döneminde, diğer partiler iktidarda olsa, bırakın ev ev dolaşmayı, örgütleri sokağa çıkamazdı. 2001 krizinde, DSP- MHP örgütleri piyasada hiç yoktu mesela. Herkes kayıplara karışmıştı. Ama, AKP örgütleri seçim çalışmalarına hiç ara vermeden 15 yıldır bu şekilde çalışıyorlar.

Hoş ideolojik ve bilinçli seçmenin, bu çalışmalara bakarak oy verdiğini hiç düşünmüyorum. AKP'li seçmen zaten, ülke yıkılsa dış güçlerden biliyor, daha çok partisine ve adayına sarılıyor. Sütte leke var bizde leke yok diyor onlar. Fakat kararsız ve seçilecek adaydan beklentisi olan, merkezde bulunan seçmeni bu tür çalışma yöntemleri hala etkiliyor. Ana muhalefet ve muhalefet partileri sadece iktidarı eleştirerek, olumsuzluklarını konuşarak, seçim kazanamayacağını artık görmeli. Kaldı ki bu yerel seçimde adayların performansı partilerinden bağımsız çok iyi olmak zorunda. Adaylar daha çok insana dokunmalı, daha çok umut vermeli. Siyaset aslında bir satış ve pazarlama sanatıdır. Satıcının sattığı şey, sattığı ne olursa olsun, fikirdir. Kendi fikrini, seçmene kabul ettiremeyen aday, herkesten oy alamaz. Bu iş bu kadar basit ama, bir o kadar da zordur. Seçmenin duygularına hitap etmek gerekir. Çünkü insanlar, duygularıyla alışveriş yapar, mantık pek devreye girmez. Öyle olsa, dünyada zaten yüzlerce marka olmazdı.



Diğer Başlıklar:


Web Tasarım & Uygulamaları: İstanbulNet