Alpay: Gel dedi, Eylül'de gittim!









 

Alpay ile Ağustos ayından beri görüşmeyi planlıyordum. Körfez/Şirinyalı'da oturduğunu, aynı şehri paylaştığımızı da biliyordum. Fakat Alpay ile görüşmek pek de kolay değil. Çünkü o hala klipler çeken, besteler yapan, aktif ve çok sosyal bir sanatçı ...Sosyalliğinin uzantısı olarak, İzmit'te çok kişiyle arkadaşlıkları, dostlukları var. Ben de ortak bir dostumuz olan Mahmut Bey aracılığıyla kendisinden randevu talep ettim ve doğrusunu söylemek gerekirse hiç umudum yoktu.

Üstelik yıllardır "Eylülde Gel" adlı, kimbilir kaç aşkın sözcüsü olmuş, duygu sahipliğini yapmış şarkının sanatçısının bana Eylül'de randevu vermesi hayal gibiydi! Evet, bazen hayaller gerçeğe dönüşüyor...Uzun lafın kısası Alpay yıllardır hep "Eylül'de Gel" dedi , ben de "Eylül'de Gittim..."

Sanat dünyasını takip edenler bilir, yılların usta sanatçısı Alpay'ın adı ve soyadı Alpay Nazikioğludur. Kökleri çok eski Yugoslavya'ya dayanan seçkin bir ailenin torunu olarak dünyaya gelmiş. Alpay'ı görenler zaten şaşırıyor ama, tekrar vurgulayalım; uzun yıllar bizi aşk şarkılarıyla hüzünlendiren Alpay şu an tam 80 yaşında, yani 1936 doğumlu. Resimlerinde göründüğünden bile (maşallah diyelim) çok daha dinç olduğunu söylemeliyim.

"Yarın Ankara'ya gideceğim, saat 16:00'da görüşelim" dediğinde evinin önüne 15:30'da çoktan gelmiştik. Saat tam 16:00'yı gösterdiğinde ise, evinin kapısında bizi birbirinden sevimli kedileri karşıladı. Bizden önce de, Anadolu Ajansının Müzik Müzesi ekibini ağırlamış. Onları uğurlarken, bizi de son derece sıcak bir şekilde, o yıllardır aşina olduğumuz Alpay nezaketiyle içeriye davet etti.

Alpay ile birlikte bizi karşılayan eşi Gizem Hanım, "sizleri başbaşa bırakayım" diyerek, duayen sanatçıyla bizi yalnız bıraktı. Lise çağlarında, gençliğe ilk adım attığımız 70'li yılların sonundan beri hayranlıkla dinlediğim Alpay'ın sportmen ve dinç görüntüsünden etkilenmemek mümkün değil. Bu etkiyle başlayan sohbetimiz, müzik, sanat ve dünyaya bakış çerçevesinde sürerken, Alpay'ın entellektüel yönünden de oldukça etkilendiğimizi buraya not düşelim.

İşte şu an, "Sosyal İzmit" farkıyla, o çok sıcak sohbetin kısa bir özetini okuyorsunuz. Kısa bir özeti diyorum, çünkü tüm konuştuklarımızı yazıya dökmek için Eylül'ün bu son günü yetmez, Ekim ayına doğru yol alırız. Saat 16:00 da başlayan sohbetimiz kısmen sona erip, bizi uğurlamak için kalktığında saat 18:00'i gösteriyordu. Herşeyi o kadar içten ve o kadar güzel anlatıyor ki, Alpay'ın kelimeleriyle zaman adeta tarihin içinde akıp gidiyor.

İşte o söyleşi...

Bir gününüz nasıl geçiyor?

- Eğer o gün çalışmıyorsam, bütün günümü havuzda yüzerek, güneşlenerek geçiriyorum. Çalışıyorsam da, günün programı ne ise onları yapıyorum. Genellikle, beste ve klip çekimleri günümün büyük bir kısmını dolduruyor.

Yeni şarkılar var mı? Neden artık albüm çıkarmıyorsunuz?

- Artık albüm çıkarmıyorum, çünkü her albümde 1-2 şarkı tutuluyor, diğer şarkılar o 1-2 şarkının gölgesinde kalıyor ve heba oluyor. Ben şarkılarımın hepsini çok severim. Çünkü onlar benim çocuklarım gibidir. Hepsini aynı severim. Albüm yapınca şarkılarım ziyan oluyordu o yüzden bıraktım.

Eskiden 45'lik plaklar vardı onlar güzeldi. A ve B yüzünde tek şarkı vardı şarkılar ziyan olmuyordu. Ben artık şarkılarımı tek tek yapıyorum. Mesela "Ne dedim ki" diye bir şarkım vardı, çok güzel bir şarkı olmasına rağmen "Hayalimdeki Resim" şarkısının gölgesinde kaldı. Beklediğim patlamayı yapamadı. İşte o şarkı: "Ne dedim ki..." https://youtu.be/Qux756kIOdQ

Gerçekten harika bir şarkı. "Hayalimdeki Resim" de çok güzel.

Sizin hemen her şarkınız buram buram aşk acısı kokuyor. Neden hep hüzünlüsünüz?

- Aşkı güle oynaya anlatamazsınız ki. Çiftetelli ile aşk anlatılır mı? Aşk hüzündür. Acı ve mutluluk yan yanadır. Aşkı güle oynaya anlatsanız kimse dinlemez.

Peki ya siz kimin şarkılarıyla hüzünlenirsiniz?

Ben Tony Bennet'i severek dinlerim.

Frank Sinatra mı Tony Bennet mi desem?

- Tony Bennet derim. Çok daha güzel söylüyor bence.

Hangi şarkınızı daha çok severek söylüyorsunuz?

- Hepsini çok severim, bütün şarkılarım benim için güzeldir. Hiç birini diğerinden daha çok sevmem.

Yıllarca hep "Eylül'de Gel" dediniz. En çok hangi ayı seversiniz?

- Eylül hüznün ayıdır. Sonbahar hüzünlüdür. Ben bütün ayları severim.

"Eylülde Gel" çok sevildi, çok tutuldu; artık şarkı ile sizin adınız künyeniz gibi.

- Evet. Hatta, anılarımı yazdım, Doğan kitap yayınladı ve kitabın adını bile "Eylül'de Gel" koymuşlar. Bana sorsalar "Anılarım" derdim.

Kitabınızın satışları nasıl ? Biraz anlatır mısınız?

- Gayet güzel Doğan Kitap yayımladı. 3.baskısını yapıyor.

Şarkılarınızdan iyi kazanıyor, telif haklarından hak ettiğinizi alabiliyor musunuz?

- Maalesef alamıyorum. Çünkü sıkı bir denetim yok. Nerede, ne kadar şarkımın çalındığını bilmiyorum. 10 alacaksam ancak 1 alabiliyorum...

Sizin popüler şarkılarınız çok çalınıyor.

- Benim şarkılarımın hepsi güzel ama birkaç şarkının gölgesinde kaldılar. O yüzden artık albüm yapmıyorum. Tek tek şarkılar yapıyorum. İsteyen hepsini alır birleştirir albüm yapar ama ben yapmayacağım...

Evinize girerken Atatürk ile İnönü'nün resmini gördüm. Atatürk ve İnönü'ye olan sevginizi anlatır mısınız?

- Ben 1936 doğumluyum. Atatürk'ü biz İnönü'den öğrendik. Çok sevgi ve saygı duyduğum iki lider. Atatürk'ün yakın arkadaşı Hüsrev Gerede annemin dayısıdır. Bizim ailemizde, bize gelip giden, hem Atatürk'ün hem de İnönü'nün yanında olan çok insan vardı. Kitabımda o anılarımı anlattım.

Yeni şarkı var mı?

- Evet çok güzel bir şarkı yaptım. Yakında hazır olacak. Piyanosu çaldı, ben de sazlar ile birlikte söyleyeceğim.

İsmi ne şarkının?

- Aslında söylemeyecektim ama size söyleyeyim diyor... ve şarkı sözlerinden "off the record" bir dörtlük okuyarak, sadece adının "Güller" olduğunu yazabilirsiniz diyor, gülümseyerek...

Bu kadar çok aşk şarkısı, çok aşk yaşamak demek mi?

- Tabi ki aşksız yaşanmaz. Aşkı yaşamadan da aşkı anlatamazsınız. Benim aşkım sadece kadına değil; doğaya, hayvanlara, güzel olan herşeye aşığım.

Kaç kez aşık oldunuz?

- Valla hatırlamıyorum, çoktur, ama 21 yıldır eşimi, yani Gizem'i seviyorum ve ona aşığım. Ama Gizem ile evli değilim, evli olsaydık bu kadar yıl devam etmezdi belki de.

En çok hangi şehirde, nerede aşık oldunuz?

- İstanbul'da. En çok orada aşık olunur.

Neden İstanbul'da yaşamayı tercih etmiyorsunuz?

- İstanbul'da artık İstanbullu olmayanlar yaşıyor. İstanbul yaşanılır bir yer olmaktan çıktı.

İzmit'i seviyor musunuz?

- İzmit'i eskiden severdim. İzmit'e yapılabilecek tüm kötülükleri yapmışlar. Burası Türkiye'nin en sevimli, en güzel ve turizme elverişli, tarihi bir şehri olabilirdi. Tarihi deyince, sevgili dostum Numan Gülşah gelir aklıma. Sık sık gelir, konuşuruz Nicomedyayı. Antalya'dan çok daha güzel bir turizm merkezi olabilme potansiyeli olan bir şehir ama bu şehri mahvetmek için ne gerekiyorsa yapmışlar ve hala da yapıyorlar. Şehrin girişi çok kötü örneğin. İzmit'e girerken gördüklerim beni İzmit'ten soğutuyor. Şirinyalı'da kafamı dinliyorum. Dostlarımla birlikte olmaktan zevk alıyorum ama eskiden İstanbuldan İzmit'e yüzmeye plaja gelirdik. Annem de gençliğini anlatırdı, çok güzeldi derdi.

Tam 80 yaşındasınız ve maşallah çok dinçsiniz. Spor yapıyor musunuz?

- Ben profesyonel karatecilik yaptım. Sporcuyum. Belimden ameliyat olduktan sonra eskisi kadar ağır spor yapmıyorum. Ama yüzerim, yürürüm, spordan hiç vazgeçmedim. 2-3 sene öncesine kadar her gün bir seansta 250 mekik çekerdim.

Sinema teklifi almadınız mı hiç?

- Çok aldım ama şartımı hiçbir yapımcı kabul etmedi. Benim şartım film vizyona girmeden izlemek onay verdiğim takdirde sinemalarda oynamasını istedim. Çünkü bir çok sanatçı ve jön çevirdiği filmlerde komik duruma düştüler.

Türkiye'yi nasıl görüyorsunuz?

- Türkiye'de ilerlemeler var. Ama dini yerinde bırakmak lazım. Dünyada din ile ilerleyen hiçbir ülke yok. Din Allah ile insanların arasında kalmalı. Din ile ülke yönetmeye kalkan ülkeler hep geri kalmışlardır.

Şort giyiyor diye kadına tekme atanlara aşk şarkılarınızı dinletebilir misiniz acaba? Ülke olarak sizce ne durumdayız ?

- Süratle Ortadoğu'ya doğru bataklığa doğru gidiyoruz. Avrupa'da hristiyanların partileri var ama ülke yönetmeye talip olmuyorlar, dernek gibiler. Türkiye Cumhuriyeti anayasası laik demokratik bir cumhuriyet anayasası ise, burada din esaslı bir partinin kurdurulması yanlış.



Diğer Başlıklar:


Web Tasarım & Uygulamaları: İstanbulNet